Karacaoğlan – Elif’in Türküsü

İncecikten bir kar yağar
Tozar elif elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer elif elif diye
Elifin uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar elif elif diye
Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar elif elif diye
Karacaoğlan emelerim
Gönül sevmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin
Çözer elif elif diye

Karacaoğlan – Esti Seher Yeli Söküldü Seller

Esti seher yeli söküldü seller
Gidiyorum kömür gözlüm ağlama
Ağlamanın vakti geçti ne çare
Kemend atıp yollarımı bağlama
Sana derim sana kaşı kemanım
Büküldü kametim geçti zamanım
Gidiyorum yedi benli ceranım
Yarim gitti deyi yürek dağlama
Karacaoğlan der gözyaşım silinir
Bir ah çeksem yüce dağlar delinir
Yüreciğim bölük bölük bölünür
Yaş döküp de arkam sıra çağlama

Karacaoğlan – Evlerinin Önü Kuyu

Yamacımdan gelen dilber
Eğri bağlar başlarını
Küstünse gel barışalım
Sil gözünün yaşlarını
(Bağlantı)
Evlerinin önü kuyu
Kuyudan çekerler suyu
Küçücüksün biraz büyü
Hesap ettim yaşlarını
Kara çalıda gül bitmez
Dalında bülbüller ötmez
Gündüz hayalımdan gitmez
Gece böler düşlerimi
Bağlantı
Karac'oğlan işlerinin
Bağışladım suçlarının
Yar gelecek yollarının
Ayıklarım taşlarını
Bağlantı

Karacaoğlan – Ezel Bahar Yaz Ayları Gelende

Ezel bahar yaz ayları gelende
Kızıl gülün yaprağını sel alır
Lale sümbül mor menemşe zamanı
Oğlan kıza çiçek verir gül alır
Derya kenarında kaldı keleğim
Hak yanında kabul olsa dileğim
Çok sallanma orta boylu meleğim
Eloğludur gezişinden fel alır
Karac'oğlan der ki dağı aşalı
Yedi yıldır yar peşine düşeli
Çıkarma perçemin festen dışarı
Bad-ı sabah zülüfünden tel alır

Karacaoğlan – Felek Senin Elinden

Be felek senin elinden
Hem yanarım hem ağlarım
Gece gündüz ağlar gözüm
Başımı döğer ağlarım
Çağırırım gani deyi
Gel ağlatma beni deyi
Kimi görsem seni deyi
Yüzüne sakar ağlarım
Lutfeyle beyim urandır
Gözümün yaşı barandır
Kaygılı gönlüm virandır
Hicrimi çeker ağlarım
Karacaoğlan düştü derde
Gece gündüz yanar narda
Hak kadı olduğu yerde
Kabrimden çıkar ağlarım

Kesme Şeker – Ol Dedin Bak Oldum

hani biraz da kırık kalbim
okuldan bir kız sevmiştim
müzik benim zikrimdi
döndüm durdum
ol dedin bak oldum
ol dedin bana bak oldum
all you need is love in bodrum
ol dedin bana bak oldum, toydum
yolun sonunda sufiler
yolun başından görünmezler
bir irade bana hakim
ararsan üçüncü gezegendeyim
gözle semayı yorgun dünyalı
uyu bu parkta gece yarısı
kutsal sözler, doğum sancısı
ol dedin bak oldum
all you need is love in bodrum
ol dedin bana bak oldum, toydum..

Kesme Şeker – En Çok Seni

ne yemek var ne uyku
sadece kemiren kuşku
kaybettim tamam kabul
kafam batık yüreğim doğuk
bir gün anlarsın
başka bir şehirde
belki başka biriyle beraberken
birgün yanarsın yoğun iş gününde
son taksitleri öderken
dön geri affet beni
nasıl da zor söyledim bak bu cümleyi
sen iyi bilirsin
ben en çok seni sevdim
saat çaldı isyan var
açıl gözleirm açıl güneş var
acılar sever bizi bu kadar yeter
bu kadar yeter..
bir gün anlarsın başka bir şehirde
belki başka biriyle beraberken
birgün yanarsın yoğun iş gününde
son taksitleri öderken
dön geri affet beni
nasıl da zor söyledim bak bu cümleyi
sen iyi bilirsin
ben en çok seni sevdim
seni sevdim…

Kesme Şeker – Eğ Başını Eğeceksen

akşamları yorgunum eve geldim sızdım kaldım
müzik tütün ve çay tüm dertlerden çok uzağım
gitmişsin odam bomboş başkalarını istemem ki ben
para öldürmüş bizi yavaş yavaş
başkasını istememki ben başkasını istemem ki ben
beyazıt çınaraltında sultanahmet parkında
soluduğumuz aynı hava o bizanslı aşıklarla
eğ başını eğeceksen yalnızca aşk için eğ
eğ başını eğeceksen yalnızca aşk için eğ
ben çokta razıyım yitik şarkıların peşinden
kırık kalbim yaşam zor istikametim sana doğru
tam öğrendimki sevmeyi heyhat bu yüzyıl geçti gitti
kuşandım zırhımı kıstım gözlerimi
önümde aşk barikatları önümde aşk barikatları
eğ başını eğeceksen yalnızca aşk için eğ
eğ başını eğeceksen yalnızca aşk için eğ
ben çoktan razıyım yitik şarkıların peşinden
kırık kalbim yaşam zor istikametim sana doğru
sana doğru…

Kesme Şeker – Ben Bir Yolcuyum

Ben bir yolcuyum
Bir yolcu
Birgün doğuda
Birgün batıda
Esse de rüzgar
Yağsa da yağmur
Yürürüm zaten
Herşeye rağmen
herşeye…
Ne başındayım
Ne sonunda
Ortasındayım
Tam ortasında
Biraz koşmalı
Zamana karşı
Zaman almış başını
Giderken uzaklara…
Nereye gidersen git
Ne istersen yap
Herşey ortada
Dönüp bir bak geriye
Nereye gidersen git
Ne istersen yap
Herşey ortada
Çok dert var dünyeda
dünyada…
Anlamını isterim
Bu dünyadaki
Herşeyin bir başı
Bir de sonu var
Ne zaman sona erecek bu ayrılıklar

Karacaoğlan – Gamlanma Gönül

Koyun meler kuzu meler
Sular hendeğine dolar
Ağlayanlar bir gün güler
Gamlanma gönül gamlanma
Yiğit yiğide yad olmaz
Eyilenler ham süt olmaz
Bin kaygu bir borç ödemez
Gamlanma gönül gamlanma
Yiğit yiğidin yoldaşı
At yiğidin öz kardaşı
Sağlıktır her işin başı
Gamlanma gönül gamlanma
Yiğit yiğide yar olur
Kötülerde ham süt olur
Kara gün ömrü az olur
Gamlanma gönül gamlanma
Naçar Karacaoğlan naçar
Pençe vurup göğsün açar
Kara gündür gelir geçer
Gamlanma gönül gamlanma

Karacaoğlan – Gavurdağı Bozlağı

Hay ağalar böyle m'olur
Hali yarden ayrılanın
İner ummana dökülür
Seli yardan ayrılanın
Gökten turnalar çekilir
İner yerlere dökülür
On beş yaşında bükülür
Beli yarden ayrılanın
Turnalar havadan geçer
Ay yüzlere nurlar saçar
Ah ile vah ile geçer
Günü yarden ayrılanın
Gül dikensiz bitmez imiş
Bülbül gülsüz ötmez imiş
İşe güce yetmez imiş
Eli yarden ayrılanın

Karacaoğlan – Gece Gündüz Dalıyorum Bu Fikre

Gece gündüz dalıyorum bu fikre
Vallahi sevdiğim del'olacağım
Korkarım ki nazlı yarin öcünden
Adım altın iken pul olacağım
Kaş eğip de bakar beni yakmaya
Ne çok heves eder hatır yıkmaya
İftihar m'eyledin beni yakmaya
Yanıp ateşine kül olacağım
Destan olmak kolay değil dillere
Kurban olam koynundaki güllere
Nazlı yarin geçticeği yollara
Döşeyip özümü yol olacağım
Karac'oğlan der ki güdem birgünü
Gözüm açık gider sarmasam seni
Amanın ağalar kınaman beni
Varıp kapısına kul olacağım

Karacaoğlan – Gel Gönül Gurbete Gitme

Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez
Şam-ı şereftir zatımız
Yürüktür bizim atımız
Gurbet elde kıymetimiz
Ya bilinir ya bilinmez
Karacaoğlan düşse yola
Hızır yardım etse bile
Yar dediğin demir kale
Ya alınır ya alınmaz

Karacaoğlan – Gelin (Suya Gider Sudan Gelir)

Suya gider sudan gelir
Ak bilekler yosma gelin
Kul olayım ak topuğa
Kuru yere basma gelin
Kara kekil ışıl ışıl
Gelin zülüfünü deşir
Kolunu boynumdan aşır
Bu sözüme küsme gelin
Her görenden alır bacı
Kar memeler can ilacı
Zülüflerin darağacı
Azat eyle asma gelin
Karac'oğlan derler bana
Ben onmadan ondan sonra
Bir umudum kaldı sana
Umudumu kesme gelin

Kesme Şeker – Acıların Kralı

Havalar soğumadan gel
Ne gaz alacak param var ne de odun
kendi açımdan hep dürüst oldum
Görmene izin verdim çıkarınca elbisemi
Ne kadar zayıf olduğumu bilmene
Ve gördüm senin de zayıflığını
Şarap içip üzülüp yorulduğunu
Herkes gibi korktuğunu reddedilmekten
Bizi anlamayanları dövmek gelirdi içimden
Oysa şimdi gülüyoruz olan bitene
Hey aşk askerleri boşaltın tüm mevzileri
İşte geliyor geliyor, acıların kralı
Topla tüm acıları, ondan al da bana ver bana
Bana ver, bana ver
Acıların tacını

Keskinli Haci Tasan – Allı Turnam 1

Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle
(Bağlantı)
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey
Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle
Bağlantı
Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada
Bağlantı
Ne onmamış kul imişim dünyada
Akşam olsun allı turnam dön geri
Bağlantı
Arap atın iyisine binerler
Mor çiçeğin koyusuna konarlar
Bağlantı

Keskinli Haci Tasan – Altın Yüzük Ulanmaz

Altın yüzük ulanmaz
Suya atsan bulanmaz
El kızı değil mi ki
Kurban olsan inanmaz
Sen az doldur sevdiğim içemiyom ben
Ne kadar güzel isen geçemiyom ben
Altın yüzük yaptırdım
Samsun (Kuyum) ustalarına
Doktor ilaç vermiyor
Sevda hastalarına
Sen az doldur sevdiğim içemiyom ben
Ne kadar güzel isen geçemiyom ben
Parmağına altın yüzük takarım
O güzel eline kına yakarım
Sen az doldur sevdiğim içemiyom ben
Ne kadar güzel isen geçemiyom ben

Keskinli Haci Tasan – Ankara’da Yedim Taze Meyvayı

Ankara'da yedim taze meyvayı
Boşa çiğnemişim yalan dünyayı
Keskin'den de sildirmeyin künyeyi
Söyleyin anama da anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin
Trene bindim de tren sallandı
Zalim doktor ciğerimi elledi
İyi oldun diye köye yolladı
Söyleyin anama da anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin
Ankara'yla şu Keskin'in arası
Arasına kara duman durası
Çok doktorlar gezdim yokmuş çaresi
Söyleyin anama da anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin
Mezarım başında kuşlar ötüşür
Benzim içtim ciğerlerim tutuşur
Ağlama Hatice Sefer yetişir
Söyleyin anama da anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin
Binmiş taksiye de sefer geliyor
Annesinin de ciğerini deliyor
Gelin Haticeni de eller alıyor
Söyleyin anama da anam ağlasın
Babamın oğlu var beni neylesin
Mezarımı derin eşin dar olsun
Etrafı lale sümbül bağ olsun
Ben ölüyom ahbaplarım sağolsun
Söylen kardeşime çalsın sazımı
Kadir Mevlam böyle yazmış yazımı

Keskinli Haci Tasan – Ben De Şu Dünyaya

Ben de şu dünyaya geldim geleli
Felek beni çarktan çarka çalıyor
Ecel gömleğini giydim eynime
Zalım düşman uğrun uğrun gülüyor
Zalım düşman uğrun uğrun gülersin
Bize ölüm size sağlık dilersin
Birgün olur saçlarını yolarsın
Yiğit ölüp nazlı yari kalıyor
Hüseyin'im der ki oynadım üttüm
Ahret hazırını dünyada tuttum
Nöbetim geldi unumu öğüttüm
Benden hakkın aldı size varıyor

Keskinli Haci Tasan – Ben Gidiyom Emanetim Allah’a

Ben gidiyom emanetim Allah'a
Kara gözlüm bu ellerde kal gayrı
Attı kısmet gurbet ele gidiyom
Dost elinden ayrı giden yol gayrı
Benim arzumanım kaşı kemandır
Dost elinden zalim halim yamandır
Gidiyom geleceğim gümandır
Halelleşek nazlı yarim gel gayrı

Keskinli Haci Tasan – Ben Ölürsem Karaları Bağlama

Ben ölürsem karaları bağlama
Görmedim yarimi diye ağlama
Küstüğünü kimselere söyleme
İnsan dostun bir sözüne küser mi
Seher vakti bir yel eser ekseri
Gözümün yaşı da deler mermeri
Küstün mü sevdiğim gelsene beri
İnsan dostun bir sözüne küser mi

Karacaoğlan – Gider Oldum Kömür Gözlüm

Gider oldum kömür gözlüm elveda
Nazlım bize bu illerden göç oldu
Senin ile zevk u safa sürdüğüm
Geldi geçti cümle işler hiç oldu
Ağ yar melul melul bakma yüzüme
Bir od düştü yanar tatlı özüme
Dünya zindan görünüyor gözüme
Nazlım senden ayrılması güç oldu
Zalım felek devre çalmış kalemi
Ah u zarım tuttu bütün alemi
Gurbet elde eksik etme selamı
Geçti serden yar başımda taç oldu
Karac'oğlan mevla yazmış fermanım
Göklere sed çekti ah u faiganım
Lütfedip ağlatma nazlı gülşanım
Bize de ayrılık haktan iş oldu

Karacaoğlan – Gine Dertli Dertli İniliyorsun

Gine dertli dertli iniliyorsun
Sarı turnam sinen yaralandı mı
Hiç el değmeden de iniliyorsun
Sarı turnam sinen parelendi mi
Yoksa ciğerlerin parelendi mi
Yoksa sana ya düzen mi düzdüler
Perdelerin tel tel edip üzdüler
Tellerini sırmadan mı süzdüler
Allı da turnam sinen de yarelendi mi
Yoksa ciğerlerin parelendi mi
Havayı ey deli gönül havayı
Ay doğmadan şavkı tutmuş ovayı
Türkmen kızı katar etmiş mayayı
Çekip gider bir gözleri sürmeli
Kuru kütük yanmayınca tüter mi
Ak gerdanda çifte benler biter mi
Vakti gelmeyince bülbül öter mi
Ötüp gider ötüp gider bir gözleri sürmeli
Ötüp gider bir gözleri sürmeli
Dere kenarında yerler hurmayı
Kılavuz ederler telli turnayı
Ak göğsün üstünde ilik düğmeyi
Çözüp gider bir gözleri sürmeli
Çözüp gider bir gözleri sürmeli
Karac'oğlan derki geçti ne fayda
Bir vefa kalmadı ok ile yayda

Karacaoğlan – Gövel Ördek

Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğricesin tel tel etmiş
Döker gider güle karşı
Telli turnam sökün gelir
İnce mercan yükün gelir
Elvan elvan kokun gelir
Yar oturmuş yele karşı
Şahinim var bazlarım var
Tel alışkın sazlarım var
Yare gizli sözlerim var
Diyemiyom ele karşı
Hani Karac'oğlan hani
Veren alır tatlı canı
Yakışmazsa öldür beni
Yeşil bağla ala karşı

Karacaoğlan – Gurbette Ömrüm Geçecek

Gurbette ömrüm geçecek
Bir daracık yerim de yok
Oturup derdim dökecek
Bir münasip yarim de yok
Uçtu genç şahinim uçtu
Kaçarak deryayı geçti
Gönlüm bir güzele düştü
Sarf edecek malım da yok
Koyverin kuşu turnaya
Yarin durağın bulmaya
Soyundum derviş olmaya
Hırka ile şalım da yok
Dünya Karac'oğlan fani
Toprak emer tatlı canı
Hastalandım ilaç hani
Bir acısız ölüm de yok

Karacaoğlan – Güzel (Yaz Gelip De)

Yaz gelip de baş ayları doğunca
Açılmış bahçenin gülleri güzel
Yaktı beni Fadime'nin nazarı
Zülüften ayrılmış telleri güzel
Elif'i der isen nazlıdır nazlı
Esme'yi dersen de sırf ala gözlü
Söyletme Şerfe'yi bülbül avazlı
Söylüyor Zelha'nın dilleri güzel
Emine'yi dersen incedir ince
Bağdat'ın Mısır'ın gülleri gonca
Ayşe'nin kaşı da kalemden ince
Sevmeye Hürü'nün belleri güzel
Döne güzelliğin halka bildirir
Kamer pınardan da kabın doldurur
Eşşe yürüşünde beni öldürür
Sevmeli Cennet'in belleri güzel
Karadan da Karacaoğlan karadan
Sürün çirkinleri çıksın aradan
Herkesi sevdiğine verse yaradan
Sevdiğim Meryem'in benleri güzel

Karacaoğlan – Güzelsiz Yayla

Güzelsiz yaylaya konup göçülmez
Kelle kesmeyince kanlar saçılmaz
Gelirim geçerim gözük açılmaz
Bir derdin var bilemedim kız senin
Bir gider de beş arkana bakarsın
Gözlerinden kanlı yaşlar dökersin
Bilmem küskün müsün yas mı çekersin
Bir derdin var bilemedim kız senin
Derdim ağır dere tepe gezdirir
Kazma ile kabrim eller kazdırır
Gelir gider kız yüzünü azdırır
Bir derdin var bilemedim kız senin
Yiğidin bindiği arabasıdır
Şahinin yediği turna etidir
Yoksa güzel nişanlın mı kötüdür
Bir derdin var bilemedim kız senin
Karac'oğlan der ki ermediler mi
Tomurcuk güllerin dermediler mi
Yoksa sevdiğine vermediler mi
Bir derdin var bilemedim kız senin

Karacaoğlan – Hama’nın (Çıktım Kırklar Dağın)

Çıktım Kırklar Dağın seyran eyledim
Salınarak gider yolu Hama'nın
Yel vurdukça dertli dolap iniler
Burcu burcu kokar gülü Hama'nın
Heves kaldım pınarının başına
Altın yağmış toprağına taşına
Ulu caminin kandil başına
Altından şamdanı yanar Hama'nın
Kudretinden yapılmıştır yapısı
Kalem kaşlı güzelinin hepisi
Aldı beni çarşısının kokusu
Çarşısında gülü kokar Hama'nın
Karac'oğlan der ki kal benim yurdum
Terkettim sılayı burada buldum
Güzeli çok diye eğlendim kaldım
Kalem kaşlı güzelleri Hama'nın

Karacaoğlan – İki Ceylan Götürdüler Bahçeye

İki ceylan götürdüler bahçeye
Girdim o bahçenin gülleri bir hoş
Yağar yağmur serin serin bad eser
Irganan selvinin dallan bir hoş
Yar oturmuş kurulur naz postuna
Hiç bakmıyor yarenine dostuna
Yaz gelince çayır çimen üstüne
Yar bade doldurur elleri bir hoş
Çıkmış yücesine avını avlar
İnmiş enginine ceylan kovalar
Değmen şu ceylana beyler ağalar
Şirin şirin söyler dilleri bir hoş
Karac'oğlan der ki aşığım saza
Dayanılmaz sunam sendeki naza
Elinde kadehi dudakta meze
Gerdana dökülen telleri bir hoş

Keskinli Haci Tasan – Bize Gam Çektirdi

Aman… Bize gam çektirdi de sehpayı hicran
Gidem mi bu ayrılık başaca böyle of of
Yoksa dert böğrümden eyledim noksan vay noksan
Acep tecelli kader mi (böyle)
Aman… Yoksa dert böğrümde eyledim noksan
Acep tecelli kadar mi (böyle)
Aman… Beri dön beri de sıtkı bütünüm
Havaya çekildi benim tütünüm of of
Elleri koynunda ben bir (yetimim)
Yoksa tecelli kader mi (böyle)
Aman… İki eli koynunda ben bir (yetimim)
Yoksa tecelli kader mi (böyle)

depresyon belirtileri Fitness Vücut Geliştirme bilgi rüya tabirleri Yemek Tarifleri Sitesi